Konumuzun izahından önce ceza dediğimiz kavramı ele almalıyız. Ceza, etimolojik anlamda “bir suça karşılık ödenen bedel, tazminat” olarak açıklanır.    

Peki bu bedel ve/veya tazminat dediğimiz şey nasıl belirlenir?

Bu sorunun yanıtını yazımız içeriğinde detaylı olarak ele alacağız ama burada bir perspektif yakalayacak olursak, soyut ve somut ceza olarak yapılan ikili ayrıma bakmak gerekecektir. Soyut ceza, kanun koyucu tarafından türü, alt ve üst sınırları belirlenen ve kanunda yer alan ceza iken; soyut cezanın somut olaya uygulanması sonucunda verilen ceza ise somut cezayı ifade eder ve esas belirleme bunun üzerinden geçekleşir.

Peki bu cezalandırmayı kim, nasıl yapar?

Cezalandırma hak ve yetkisi, devletin tekelindedir. Suç şüphesinin öğrenilmesi ile başlayan ceza muhakemesi süreci, toplum adına devlet tarafından soruşturma ve kovuşturma makamları vasıtasıyla yerine getirilmekte; ceza muhakemesi sonunda kesinleşen hüküm yine devlet tarafından infaz edilmektedir. Bütün bu süreçte, suç işleyen kişi “katlanma yükümlülüğü” altındadır. Ceza ilişkisinde devlet, üstün; suç işleyen kişi ise katlanan durumundadır.

Cezanın belirlenmesinde temel ilke, cezalandırmanın amacının gerçekleştirilmesidir. Kanunun çizdiği sınırlar ile cezanın somutlaştırılmasıyla cezalandırmadan beklenen amaçlar gerçekleştirilmeye çalışılır.

Cezanın belirlenmesi belli aşamalara tabidir. Bu aşamalar şunlardır:

1) Ceza türünün belirlenmesi;

Kanunda suçun karşılığı olarak tek bir ceza öngörülmüşse bu ceza, bir seçimlik ceza (hapis cezası veya para cezası) söz konusu ise bunların içinden seçilen esas alınır. Seçimlik suçta hakimin cezayı belirlemede ki takdir hakkı ceza türünün belirlenmesini de kapsamaktadır. Örnek olarak TCK m.89 da geçen taksirle yaralama suçunu işleyen kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Bu gibi hallerde hangisinin uygulanacağı suçlunun kişiliği dikkate alınarak belirlenir. Burada hangisinin cezadan beklenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olduğuna bakılıp ceza ona göre tayin edilecektir.

2) Temel cezanın belirlenmesi;

Temel cezanın belirlenmesi de kendi içinde aşamalara ayrılmaktadır. Bunlar;

a) Suçun işleniş biçimi (Failin suçu işlerken sergilemiş olduğu davranışlar, mağdurun suçun işlenmesine neden olması, suçun mağdur ve üçüncü şahıslar üzerindeki etkileri cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulmasıdır.)

b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçlar (Suçun işlenmesinde kullanılan ve tipe uygun fiilin doğmasına katkıda bulunan her türlü araç bu sebebi oluşturabilir.)

c) Suçun işlendiği zaman ve yer (Suçun işlendiği zaman ve yerin ceza takdirinde etkili olabilmesi için ihlalin gerçekleştirilişi bakımından bir fonksiyonunun olması gerekir. Örneğin hırsızlık suçunda ihlalin gece vakti yapılması veya bina içinde yapılmış olması daha fazla cezayı gerektiren nitelikli haldir.)

d) Suçun konusunun önem ve değeri (Örnekle açıklayacak olursak mağdurun tek geçim kaynağı olan emekli maaşının çalınmış olması veya çalınan para miktarının çok fazla olması hırsızlık ve yağma suçlarında temel cezayı üst sınıra yaklaştıracaktır. Ancak aynı suçlar için konuşacak olursak malın değerinin azlığı temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulumaz çünkü bu durum, daha az cezayı gerektiren hal olarak TCK m.145 ve m. 150/2’de ayrıca düzenlenmiştir.)

e) Meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı (Zarar ve tehlike suçlarında kanunun cezalandırmakta olduğu şey, suçun neticesi olarak dış dünyada meydana getirdiği zarar ve tehlike halidir. Örneğin mala zarar verme suçunda zarar verilen şeyin aile yadigarı bir eşya olması halinde üst sınıra yakın, sıradan ve değeri olmayan basit bir eşya olması halinde ise alt sınıra yakın ceza tayin edilmelidir.)  

f) Failin kast ve taksire dayalı kusurunun ağırlığı (Kastın ağırlığı, failin gerçekleştirmek istediği netice bakımından kararlılığı, suçu işlemekteki ya da neticeyi gerçekleştirmekteki ısrarı; taksirin ağırlığı ise failin göstermesi gereken objektif özen yükümlülüğünün ağırlığı anlamına gelir ve kanun metninde belirlenen cezalar uygulanır.)

g) Failin güttüğü amaç ve saik (Amaç failin suçla elde etmek istediği çıkar, saik ise faili suça iten nedendir. Burada akla gelen temel örnek suçun özel kastla işlenmesinin arandığı durumlardır. Hırsızlık suçu bakımından yarar sağlama amacı, göçmen kaçakçılığı suçu bakımından doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat temin amacı özel kastın arandığı durumlara örnektir.)

3) Suçun olası kast veya bilinçli taksirle işlenmiş olması halinde, temel cezanın artırılması veya indirilmesi (Olası kastın varlığı halinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir. (TCK M.21/2)

Bilinçli taksirin varlığı halinde ise taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. (TCK M.22/3)

Kanunun açık düzenlemesi gereği olası kast ve bilinçli taksirin varlığı halinde bunlara ilişkin artırım veya indirim belirlenen temel ceza üzerinden yapılacaktır.

4) Suçun nitelikli hallerinin uygulanması (Temel ceza, yukarıda belirttiğimiz kriterler somut olaya uygulanarak belirlendikten sonra olayda suçun nitelikli halleri varsa temel cezaya bunlar uygulanmalıdır. Kanunda temel olarak nitelikli haller, daha fazla veya daha az ceza verilmesini gerektiren haller olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu ayrım dışında fiili ve kişisel nedenler, kanuni ve takdiri nedenler, genel ve özel nedenler olarak da ayrımlar söz konusudur.)

5) Teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç cezanın belirlenmesi (TCK m.61/5’te belirtilen sırayla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahril, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir. Bu sıra ihlal edilmemelidir zira ihlal sonuç cezanın değişmesine neden olacaktır. Aksi durum Yargıtay tarafından bozma nedenidir.)

Son aşamada belirtmiş olduğumuz takdiri indirim sebepleri ise;

– Failin geçmişi

– Failin sosyal ilişkileri

– Fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları

– Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlardır.

Çifte Değerlendirme Yasağı

Ceza hukukumuzda cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesinde etkili olan hususların sadece bir kez değerlendirmeye tabi tutulabileceği ilkesi geçerlidir. Yani yukarıda anlatmış olduğumuz TCK m. 61’de sayılan durumların temel cezanın belirlenmesinde hesaba katılması için bu durumların ayrıca suç tipinin nitelikli hallerinin ya da suçun unsurları olarak düzenlenmemiş olması gerekmektedir. Aksi halde aynı somut ya da soyut olgular nedeniyle failin cezası haksız yere ikinci kez artırılacak ya da indirilecektir. Örneklendirecek olursak saik ve amacın suç tipinde unsur olarak düzenlendiği hallerde ayrıca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınması çifte değerlendirme yasağı (m.61/3) nedeniyle mümkün değildir. Nitekim kanunda birçok suç tipinde saik veya amaca unsur olarak yer verildiği görülmektedir (m.220/1’de suç işlemek amacıyla örgüt kurma, m.241’de tefecilik gibi.)

KAYNAKÇA:

1) Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler (Koca, Üzülmez – Yaptırım Teorisi)

2) 5237 sayılı Türk Ceza Mevzuatı

3) Yerdelen, E. (2012). Çifte Değerlendirme Yasağı. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi

Hukuki Haber sitesinden Alınmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz