T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2019/2652
K. 2019/4655
T. 16.10.2019

HAKSIZ FİİLDEN KAYNAKLANAN MADDİ TAZMİNAT ( Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Davayı Açıkça HMK 107. Maddesine Dayandırmadığı Fazlaya İlişkin Talep Haklarını Saklı Tutarak Eldeki Davayı Açtığı Dolayısıyla Davanın Kısmî Dava Niteliğinde Olduğu – Bozma İlamından Sonra Yapılan Islah İle Artırılan Maddi Tazminat Miktarı Yönünden Davanın Kabulüne Karar Verilmesinin Bozmayı Gerektirdiği )

KISMİ DAVA ( Haksız Fiilden Kaynaklanan Tazminat – Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Davayı Açıkça HMK 107. Maddesine Dayandırmadığı Fazlaya İlişkin Talep Haklarını Saklı Tutarak Eldeki Davayı Açtığı Dolayısıyla Davanın Kısmî Dava Niteliğinde Olduğu/Bozma İlamından Sonra Yapılan Islah İle Artırılan Maddi Tazminat Miktarı Yönünden Davanın Kabulüne Karar Verilmesinin İsabetsizliği )

BOZMADAN SONRA ISLAH ( Haksız Fiilden Kaynaklanan Tazminat – Bozmadan Sonra Islah Yapılamayacağı/Bozma İlamından Sonra Yapılan Islah İle Artırılan Maddi Tazminat Miktarı Yönünden Davanın Kabulüne Karar Verilmesinin Hatalı Olduğu )

6100/m.107

1086/m.83

ÖZET : Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davayı açıkça 6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu’nun 107. maddesine dayandırmamış, fazlaya ilişkin talep haklarını saklı tutarak eldeki davayı açmıştır. Dolayısıyla dava kısmî dava niteliğindedir. Islah, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnası olup, 1086 Sayılı HUMK’un 83 ve devamı maddelerinde, 6100 Sayılı HMK’nın 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Her iki kanunda da ıslahın tahkikatın bitimine kadar yapılması gerektiği öngörülmüş, 04/02/1948 tarih ve 1944/10 esas 1948/3 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile de bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı kabul edilmiştir. Şu durumda bozma ilamından sonra yapılan ıslah ile artırılan maddi tazminat miktarı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi yasal düzenlemeye ve İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.

DAVA : Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar Sema Apartmanı kat maliki sıfatıyla … ve …Apartmanı kat maliki sıfatıyla … aleyhine 10/02/2015 gününde verilen dilekçeyle haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; atık suyun önlenmesi için gerekli imalat bedeline ilişkin talep hakkında konusu kalmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, istinat duvarı imalat bedeline ilişkin davanın kabulüne dair verilen 07/03/2017 tarihli kararın Yargıtayca incelenmesi davalılardan …Apratmanı kat maliki sıfatıyla … tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının atık suyun önlenmesi için gerekli imalat bedeline ilişkin davasının konusu kalmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının istinat duvarının imalat bedeline ilişkin talebinin ise kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılardan … ve dava dışı …Apartman yönetimini temsilen … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, müvekkilinin ikamet ettiği binaya ait istinat duvarının, davalıların ikamet ettiği ve üst kotta bulunan binaların kanalizasyon borularından sızan sular ile çatı sularının bahçeye boşalması sonucunda boş bırakılan ağaç diplerinden sızan sular nedeniyle hasara uğradığını, uzun süre atık suya maruz kalan duvarın çökme tehlikesi yaşadığını, belediye tarafından duvarın yenilenmesi için davacıya süre verildiğini, bunun üzerine …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/46 D.İş sayılı dosyasında delil tespiti yapıldığını ve belediyenin isteği üzerine duvarın yenilendiğini, hasara kusurları ile sebebiyet veren kat maliklerinden hasarın giderilmesinin istenildiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, ayrıca üst kottan gelen suların yeni yapılan duvarda da sızıntıya sebebiyet verdiğini belirterek davacıya ait binanın istinat duvarında meydana gelen hasarın giderilmesi nedeniyle oluşan zararın ve hasara neden olan atık suyun önlenmesine dair bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davalılardan … cevap dilekçesinde, hasara sebebiyet verdiği iddia edilen apartmanda kat maliki olup yöneticilik sıfatı bulunmadığını, davanın tüm kat maliklerine karşı açılması gerektiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Davalılardan … vekili cevap dilekçesinde, dava konusu hasarın diğer davalı kat malikinin ikamet ettiği apartmandan kaynaklandığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, Dairemizin 24/03/2016 gün ve 2016/2280-2016/3857 Sayılı bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sonunda, davacının imalat bedeline ilişkin davasının konusu kalmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, istinat duvarının imalat bedeline ilişkin talebinin ise kabulüne karar verilmiştir.

Kararın, davalılardan … ve dava dışı …Apartman yönetimini temsilen … vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 04/04/2018 gün ve 2018/774-2018/2650 Sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamı üzerine davacı vekili kararın düzeltilmesini talep etmiş ve Dairemizin, 10/07/2019 gün 2018/4365-2019/3882 karar sayılı ilamı ile kararı temyiz eden davalılardan …’un usulüne uygun şekilde temyiz harçlarını tamamlamadığı, diğer temyiz eden …Apartman yönetimini temsilen …’in ise dosyada taraf sıfatı bulunmadığı, davalılardan … tarafından temyiz harç ve giderlerinin tamamlanması için dosyanın yerel mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmesi gerekirken temyiz incelemesi yapılarak kararın bozulduğu anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 04/04/2018 gün 2018/774 esas, 2018/2650 karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına ve davalılardan … tarafından temyiz harç ve giderlerinin tamamlanması için dosyanın yerel mahkemesine geri çevrilmesine karar verildiği, geri çevirme kararı üzerine davalılardan …’a temyiz harç ve giderlerinin tamamlanması yönünde muhtıra tebliğ edildiği, anılan davalı tarafından süresinde temyiz harç ve masraflarının yatırıldığı anlaşılarak temyiz incelemesine geçildi.

Mahkemenin 15/10/2015 tarih ve 2015/75 esas, 2015/452 Sayılı ilk kararı, Dairemizin 24/03/2016 tarih ve 2016/2280 esas, 2016/3857 karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Mahkmece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek mahallinde keşif yapılmış ve zarar miktarının tespiti yönünde bilirkişi raporu alınmış, davacı vekili tarafından 07/03/2017 tarihli dilekçeyle tazminat istemi ıslah edilmiş ve ıslah ile arttırılan maddi tazminat isteminin tam kabulüne karar verilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde, davayı açıkça 6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu’nun 107. maddesine dayandırmamış, fazlaya ilişkin talep haklarını saklı tutarak eldeki davayı açmıştır. Dolayısıyla dava kısmî dava niteliğindedir.

Islah, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnası olup, 1086 Sayılı HUMK’un 83 ve devamı maddelerinde, 6100 Sayılı HMK’nın 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Her iki kanunda da ıslahın tahkikatın bitimine kadar yapılması gerektiği öngörülmüş, 04/02/1948 tarih ve 1944/10 esas 1948/3 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile de bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı kabul edilmiştir. Şu durumda bozma ilamından sonra yapılan ıslah ile artırılan maddi tazminat miktarı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi yasal düzenlemeye ve İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 16.10.2019 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava, davacı apratmana ait olan istinat duvarının davalı tarafın atık suları nedeniyle hasara uğradığı iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece; dairemizin bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sonunda, davacının imalat bedeline ilişkin davasının konusu kalmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, istinat duvarının imalat bedeline ilişkin talebinin ise kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalılardan …Apartmanı kat maliki sıfatıyla … temyiz etmiş; Dairemiz çoğunluğu tarafından, bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağına dair 04/02/1948 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararına aykırılıktan dolayı ilk derece mahkemesi kararı bozulmuş, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bilindiği üzere;

6100 Sayılı HMK’na 31/03/2011 tarihinde eklenen geçici 3. maddesiyle Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2’nci, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 Sayılı Kanun’un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı öngörülmüştür.

Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 Sayılı Kanun’un 26/09/2004 tarihli ve 5236 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasının sürdürüleceği şeklinde düzenleme yer almıştır.

Değişiklikten önceki Kanunun 439. maddesinde, temyiz mahkemesi iki tarafın temyiz ve cevap dilekçelerinde yazılı bütün itiraz ve savunmalar hakkında gerekçe göstererek ret veya kabul şeklinde karar verip, bunları kararına yazmak zorunda olduğu gibi, temyiz mahkemesinin tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü sebeplerden ötürü de temyiz edilen kararı bozabileceği hükmü yer almaktadır..

6100 Sayılı HMK’nın 369/1. maddesinde ise; Yargıtay’ın, tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebileceği belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre, temyiz sebebi olarak ileri sürülmese dahi, incelenmesi gereken hususlar söz konusudur.

Özellikle HMK’nın değişiklikten önceki 439. maddesi dikkate alındığında, tarafların temyiz itirazlarının Yargıtay ilamında karşılanması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dairemiz çoğunluğunca, bozmadan sonra ıslah olamayacağı gerekçesi ile karar bozulmuş, tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığı vurgulanmıştır.

Usule ilişkin bozmalarda, çoğu zaman tarafların diğer temyiz itirazları incelenmeyebilir. Ancak, eldeki davada ıslah sadece dava dilekçesindeki miktarın arttırılması istemine ilişkin olup davalının husumet, hesap unsurları gibi başkaca temyiz itirazları da mevcuttur. Bu itirazlar dava dilekçesindeki miktarları da kapsadığından incelenmelidir. Bu haliyle bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına katılmakla birlikte, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiği düşüncesiyle Dairemiz çoğunluğunun görüş ve kararına bu yönüyle katılmamaktayız.16.10.2019 (kazanci.com.tr)

Hukuki Haber sitesinden Alınmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz